İbrahim ÇakırTeknoloji olanca hızıyla gelişiyor... İnsanoğlu çok daha az enerjiyle çok daha fazla işleri gerçekleştirebiliyor.... İnsanların gelir seviyesi arttıkça alım gücü de artıyor... Madde, hayatın her alanına egemen olma yolunda koşar adımlarla ilerliyor... Ya mana... Ya ruh... Ya yürek...
Teknolojinin bizlere sunduğu nimetleri büyük bir mutlulukla kullanıyoruz... Ne güzel... Gecenin on ikisinde bilgisayarın başındayım.... Trabzon'un yerel gazetelerinden Taka'yı okuyordum. "Günün Haberi" olarak verilen "Yalnız Adam Ölü Bulundu" başlığı doğal olarak ilgimi çekti. Olay, merhumun yakınları için üzüntü verici... Toplumumuz içinse utanç verici... Niye mi... Merhum Erkan Koç 35 yaşında, belediye işçisi. Eşiyle ayrılmış ve iki yaşındaki kızının da hasretiyle hayatın yükünü daha fazla taşıyamamış... Girdiği bunalım sonrasında evinde kafasına sıktığı tek kurşunla intihar etmiş... Allah rahmet eylesin... "Ee bunlar ülkemizde her gün oluyor. Ne var şimdi bunda?" diye sorabiliriz... İşte bam telinin koptuğu nokta da burada zaten... Merhum, yirmi beş gün önce intihar etmiş. Yani; yirmi beş gündür –doğal olarak- işe gitmemiş... Yirmi beş gündür hiçbir akrabası, dostu, arkadaşı, tanıdığı arayıp sormamış, merak etmemiş... Her gün alışveriş yaptığı bakkal, gittiği çay ocağı-kahve, mesai arkadaşları... Çevresindeki hiç kimse "bu adam bunca zamandır ne yapar, öldü mü, kadı mı?" diye sormamış bile... Aradan yirmi beş gün geçince akrabaları nihayet (!) evine gidebilmişler ve kapalı kapının ardından gelen koku üzerine kapıyı kırıp dehşet verici manzarayla karşılaşmışlar... Gerisi emniyetin işi...
Sahi bu olayda sadece Erkan Bey mi ölmüştür?.. Yoksa insanlığımız mı?.. Toplum olarak nereye doğru gidiyoruz?.. İki yüz binlik bir şehirde, Erdoğdu Mahallesi gibi insanların birbirlerini tanıdığı bir yerde bu nasıl bir toplumsal vurdumduymazlıktır?..
İnsanlar doğar, büyür ve ölür... Ama nüfus sürekli artar... Ya insanlık tamamen ölürse?.. İnsanlığın maddenin esaretinden kurtulup gerçek anlamda manaya sahip olduğu günlere kavuşmak dileğiyle...

